<?xml version="1.0" encoding="Windows-1254" ?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" href="../contes.xsl"?>
<conte>
  <entete>
    <description original="Étrennes"/>
    <traducteur>
      <nom>Haluk Erdemol</nom>
      <email>herdemol@yahoo.com</email>
    </traducteur>
  </entete>
<titre force="YILBAŞI HEDİYELERİ">Yılbaşı Hediyeleri</titre>
<para>Jacques de Randal akşam yemeğini evinde yalnız yedikten sonra uşağına izin vermiş, birkaç mektup yazmak için masasının başına geçmişti.</para>
<para>Her yılı böyle sonlandırır, düş kurar ve yazardı. Geçen yılın ilk gününden bu yana yaşadığı, olup bitmiş, küllenmiş olayları aklından geçirir, anıları ve yüzleri belleğinden silinmemiş olan dostlarına Ocak ayının bu ilk gününde birkaç satır yazarak yeni yıl için en iyi dileklerini iletirdi onlara.  </para>
<para>Masasının çekmecesinden bir kadının fotoğrafını çıkardı; bir süre baktıktan sonra öptü onu. Fotoğrafı önündeki kâğıdın yanına koyup yazmaya başladı: </para>
<sautligne/>
<para>‘SEVGİLİ IRENE: Sana hizmetçimle göndermiş olduğum küçük hediyeyi almışsındır. Bu akşam kendimi eve kapatıp sana yazmak, birşeyler söylemek –’</para>
<sautligne/>
<para>Kalemi hareketsiz kaldı. Jacques ayağa kalkıp odada aşağı yukarı yürümeye başladı.</para>
<para>On aydır yeni bir sevgilisi vardı. Öncekiler gibi gösteri dünyasından veya hafif kadın olarak tanınan biriyle girdiği gelgeç bir serüven ilişkisi değildi bu. Sevdiği ve gönlünü kazandığı bir kadındı. Jacques gençlik yıllarını ardında bırakmış olmasına karşın bir erkek için hâlâ genç sayılabilecek niteliklere sahipti. Daha iyimser ve yararcı bir yaklaşımla artık yaşamı daha ciddiye alıyor ve bu nedenle her yıl duygularının bir bilançosunu çıkarıyordu. Yeni kurulmuş veya son bulmuş dostlukların, yaşamına giren kişilerin ve tanık olduğu olayların bilançosuydu bu.</para>
<para>Kalbini kaptırdığı bu yeni aşkın çoşkulu ilk dalgaları durulduğunda hesap yapan bir işadamının keskin dikkatiyle ona karşı olan duygularını sorguluyor ve bu duyguların gelecekte nasıl biçimleneceğine ilişkin bir fikir oluşturmaya çalışıyordu. Geleceğe baktığında da uzun ve güçlü gönül ilişkilerinin kaynaklandığı, sevecenlik, duygudaşlık ve binlerce ince bağdan oluşan büyük ve derin bir sevgi seli görüyordu. </para>
<para>Bir sesle irkildi. Kapı çalınmıştı. Duraksadı. Açmalı mıydı? ‘Açmalıyım’ dedi kendi kendine, ‘kim olursa olsun yılbaşı gecesi kapıyı çalanı buyur etmek gerekir.’</para>
<para>Bir mum alıp holü geçti, sürgüleri çekip kilidi çevirdi. Kapıyı açınca gönüldeşini gördü karşısında. Solgun bir yüzle ellerini girişin duvarına yaslamış, duruyordu. </para>
<para>“Ne oldu? Nen var senin?” diye sordu ona.</para>
<para>“Yalnız mısın?”</para>
<para>“Evet.”</para>
<para>“Hizmetçiler yok mu?”</para>
<para>“Yok.”</para>
<para>“Dışarı çıkmıyor musun?”</para>
<para>“Hayır.”</para>
<para>Kadın evin yabancısı olmayan bir tavırla içeri girdi. Oturma odasına girer girmez divana attı kendini; ellerini yüzüne siper edip ağlamaya bağladı.</para>
<para>Jacques kadının ayaklarının dibine diz çöküp ellerini gözlerinden ayırmaya çalıştı. Gözlerine bakmak istiyordu.</para>
<para>“Irene, Irene, ne oluyor? Yalvarırım söyle, nen var senin?”</para>
<para>Kadın hıçkırıklar arasında mırıldandı: “Böyle yaşayamam artık.”</para>
<para>“Böyle yaşamak mı? Ne demek istiyorsun?”</para>
<para>“Evet, artık böyle yaşayamam; sana hiç söz etmemiştim. Çok kötü, daha fazla katlanamam. Bugün tokatladı beni.”</para>
<para>“Kim? Kocan mı?”</para>
<para>“Evet, kocam.”</para>
<para>Jacques şaşırmıştı. Kadının kocasının böyle kaba bir davranışta bulunabileceğini hiç düşünmemişti. Hali vakti yerinde, yaşamayı seven biriydi adamcağız. Kulüplerde boy göstermeyi, tiyatroyu ve atları severdi. İyi bir eskrimciydi. Herkes onu iyi ve kibar bir beyefendi olarak tanır ve bu özellikleriyle takdir ederken vasat bir zekâya sahip olduğunu, bütün iyi yetişmiş kişiler gibi düşünüp toplumsal kurallara saygı duyarak davranmasını gerektiren düzeyde bir eğitim ve genel kültürden yoksun olduğunu eklemeden edemezlerdi.</para>
<para>Varlıklı ve iyi yetiştirilmiş herkesin yapmak zorunda olduğu gibi o da kendisini karısına adamış bir adam görünümü veriyor, karısının istekleri, sağlığı ve giyim kuşamıyla yakından ilgileniyor, bunların ötesinde tamamen özgür bırakıyordu onu.</para>
<para>Jacques Irene’nin tanışı olmakla iyi huylu her kocanın, karısının yakın bir arkadaşına borçlu olduğu sevecen bir tokalaşmaya hak kazanıyordu kuşkusuz. Sonraları söz konusu arkadaşlık ilerleyip Jacque Irene’nin sevgilisi olduğunda kocayla olan ilişkisi daha içtenlikli bir görünüm almıştı; uygun olan da buydu.</para>
<para>Jacques çiftin evinde böyle bir fırtına kopacağını düşünde görse inanmazdı. Kadının sözleri şaşırtmıştı onu. “Nasıl oldu bu?” diye sordu, “anlat bana.”</para>
<para>Bu soru üzerine kadın uzun bir öykü anlattı. Evlendiği günden bu yana yaşadıklarının öyküsüydü bu. Bir hiç yüzünden çıkan ilk anlaşmazlıktan söz etti. Bu uyuşmazlık daha sonra yaşanan görüş ayrılıklarıyla yoğunluğunu arttırarak sürmüştü. Bunları şiddetli tartışmalar izlemiş, kendini pek belli etmemekle birlikte gerçek olan bir kopma noktasına doğru sürüklenmişlerdi. Bu arada kocası saldırgan, şüpheci ve şiddete eğilimli davranışlar sergilemeye başlamıştı. En son olarak da kıskançlık başgöstermişti. Jacques’tan kıskanıyordu karısını. Bugün yine bir olay çıkarmış ve tokatlamıştı onu. Sözlerini bitirince “Ona dönmem bir daha” dedi kararlı bir tavırla, “kapına geldim, gerisi sana kalmış.”</para>
<para>Jacques kadının karşısına oturdu. Dizleri birbirine değiyordu. Ellerini tuttu onun. “Dinle, bir tanem,” dedi, “büyük ve geri dönüşü olmayan bir çılgınlık yapmak üzeresin. Kocanı terk etmek istiyorsan ayrılma nedenini onun üzerine yık ki toplum içindeki konumuna leke sürülmesin.”</para>
<para>Kadın huzursuz bir tavırla bakıyordu ona. “Peki, ne yapmamı önerirsin?” diye sordu.</para>
<para>“Eve dön ve boşanıncaya, yani savaştan zaferle ayrılıncaya dek yaşamınla baş etmeyi sürdür.”</para>
<para>“İyi ama önerdiğin bu yol biraz korkakça olmuyor mu?”</para>
<para>“Hayır, akıl ve mantık bunu gerektirir. Toplum içinde iyi bir yerin, koruman gereken bir adın ve dostlukların var, çekip çevireceğin akraba ilişkilerin de. Anlık bir öfke yüzünden  bütün bunları yitirmeyi göze alamazsın.”</para>
<para>Kadın ayağa kalktı, sert bir tavırla “Hayır!” dedi, “daha fazla dayanamam! Her şey bitti, bitti.”</para>
<para>Sonra ellerini sevgilisinin omuzlarına koydu ve gözlerinin içine bakarak “Beni seviyor musun?” diye sordu.</para>
<para>“Evet.”
“Gerçekten mi?”
“Evet.”
“O zaman yanına al beni.”</para>
<para>Jacques sesini yükselterek “Seni yanıma almak mı?” dedi. “Yani buraya, kendi evime! Çıldırdın mı ? Seni sonsuza dek yitirmek demek olur bu. Aklını kaçırmışsın sen.”</para>
<para>Kadın ağzından çıkan sözcüklerin ağırlığını bilircesine ağır ağır ve ciddi bir tavırla “Dinle, Jacques” dedi, “kocam seni görmemi yasakladı. Ben de artık senin evine gizlice gelmek, bu komediyi sürdürmek istemiyorum. Karar vermelisin; ya kalmama izin ver, ya da beni yitirmeyi göze al.”</para>
<para>“Sevgili Irene, o zaman boşan, evleneyim seninle.”</para>
<para>“Evet, en az iki yıl sonra evlenirsin benimle<note>1</note>. Ne sabırlı aşkın varmış senin.”</para>
<para>“Bana bak, düşün biraz. Burada kalırsan kocan yarın gelir ve alıp götürür seni. Çünkü o senin kocan, çünkü buna hakkı var, yasalar ondan yana.”</para>
<para>“Jacques, ben evinde kalmak istediğimi söylemedim. Seninle istediğin yere giderim demek istedim.” Bunu yapacak kadar beni sevdiğini sanmıştım; yanılmışım. Elveda!”</para>
<para>Kadın birden arkasını dönüp kapıya doğru yöneldi. Öyle hızlı hareket etmişti ki Jacques ancak salondan çıkarken yakalayabildi onu.</para>
<para>“Dinle Irene.”</para>
<para>Kadın çırpınıp duruyor, onu dinlemiyordu. Gözleri yaşlarla dolu, “Bırak beni,” diyordu hıçkırarak, “çekil başımdan.”</para>
<para>Jacques biraz güç kullanarak onu tekrar oturttu ve bir kez daha önünde diz çökerek aklından geçen şeylerin riskli ve çılgınca </para>
<para></para>
<para>olduğunu anlaması için bir dizi neden ve öneri ileri sürdü. Fikrini değiştirmek için sevgisiyle sarmaladığı kandırma yöntemleri kullanarak gerekli gördüğü her yolu denedi.</para>
<para>Kadın sessiz ve buz gibi bir duruşla oturuyor, Jacque ise kendisini dinlemesini, ona güvenmesini, önerdiklerini yapmasını söylüyordu yalvarırcasına.</para>
<para>Sözlerini bitirdiğinde kadının yanıtı sadece “Bitti mi? Artık gidebilir miyim?”oldu. Sonra da “Ellerini çek de ayağa kalkayım,” diye ekledi.</para>
<para>“Buraya bak, Irene.”</para>
<para>“Bırakır mısın?”</para>
<para>“Irene, kararın kesin mi?”</para>
<para>“Bırak da gideyim artık.”</para>
<para>“Hiç olmazsa şunu söyle bana: Sonunda pişman olacağın bu çılgınca karardan geri adım atmaya niyetin yok mu?</para>
<para>“Yok, bırak gideyim.”</para>
<para>“Peki, kal o zaman. Burada evindesin; biliyorsun bunu. Yarın sabah yola çıkarız.”</para>
<para>Kadın Jacques’a aldırmadan sert bir tavırla ayağa kalktı. “Hayır,” dedi, “çok geç artık. Özveride bulunmanı istemiyorum senden, bağlılık gösterisi yapmanı da.”</para>
<para>“Öyle mi? Yanımda kal o zaman. Yapmam gerekeni yaptım; söylemem gerekeni söyledim. Sana karşı sorumlu değilim artık. Vicdanım rahat. Ne yapmamı istiyorsan söyle, uyarım.”</para>
<para>Kadın tekrar oturdu; adamın yüzüne uzun uzun baktıktan sonra “Peki, açıkla o zaman” dedi yavaşça.</para>
<para>“Neyi açıklayayım?”</para>
<para>“Her şeyi; fikrini değiştirmeden önce aklından geçen her şeyi. Ne yapacağıma o zaman karar vereceğim.”</para>
<para>“İyi ama ben öyle uzun uzun düşünmemiştim ki! Yapmak istediğin şeyin çılgınca bir davranış olacağı konusunda seni uyarmak zorundaydım. Sen ısrarlısın, ben de senin çılgınlığını paylaşmak istiyorum. Bu isteğim hâlâ geçerli.”</para>
<para>“Böyle çabucak fikir değiştirmek doğal bir davranış değil.”</para>
<para>“Sevgilim, dinle beni. Yaptığım ne özveride bulunmak ne de bağlılık gösterisi. Seni sevdiğimi anladığım an her âşığın yaptığı gibi şu sözleri mırıldandım kendi kendime: ‘Bir kadını seven, onu kazanmak için çaba gösteren ve sonunda onu kazanan, bağrına basan bir erkek hem kendisiyle hem de sevdiceğiyle kutsal bir sözleşme yapmış olur.’ Kuşkusuz bu sözlerim senin gibi bir kadın için geçerli, kolay etkilenen oynak kalpli bir kadın için değil. Öte yandan aslında büyük bir toplumsal ve yasal değeri olan evliliğin ahlaki değeri benim gözümde çok az bir yer tutuyor. Evliliklerin genellikle hangi şartlar altında gerçekleştiğini dikkate alarak söylüyorum bunu. Dolayısıyla bu yasal bağla bağlanmış, fakat kocasıyla sevgi bağı kuramayan, onu sevemeyen, yani yüreği özgür kalmış bir kadın gönül bağı kurduğu, kendisine değer veren ve başkasıyla ilişkisi bulunmayan bir erkekle karşılaştığında ve erkek de aynı duygularla onu kucakladığında ben derim ki bu ikili arasında karşılıklı kabullenmeye dayalı özgür bir sözleşme yapılmıştır ve nikâh memuru karşısında mırıldanan bir  ‘Evet’ ten öte bir şeydir bu. Yine derim ki her ikisi de onurlu birer insansa onların birlikteliği törenle kutsanan bağlılık yeminleriyle oluşmuş birlikteliklerin hepsinden daha içrek, daha güçlü ve daha sağlıklı olur. </para>
<para>“O kadın her riski göze almaktadır. Her şeyini, kalbini, ruhunu, bedenini, onurunu, yaşamını verdiğinden, her türlü bahtsızlığı, tehlikeyi göze aldığından, cesur ve yılmaz bir eyleme kalkıştığından, her şeye, kendisini öldürmeyi düşünebilen kocasına, kendisini dışlayacak topluma karşı koyduğunu bilerek üstlenmektedir bu riskleri. İşte bu nedenlerden ötürü evlilik bağından saptığı dönemeçte saygıdeğerliliği hakketmiştir ve onu kucaklayan sevgilisi de aynı nedenlerden ötürü her şeyi onun yaptığı gibi göze almalı ve ne olursa olsun herkesin üstünde tutmalıdır o kadını. Başkaca söyleyecek bir sözüm kalmadı. Sözlerimin başında duyarlı biri olarak seni uyarmayı görev bildim ve şimdi sadece seni seven bir erkek olarak karşındayım. Ne söylersen söyle, uyarım sana.”</para>
<para>Kadının yüzünde güller açtı birden. Adamın son sözlerini bir öpücükle noktaladı. Alçak bir sesle “Söylediklerim doğru değildi, sevgilim” dedi. “Hiçbir sorun yok. Kocam hiçbir şeyden şüphelenmiyor. Fakat ben görmek, ne yapacağını bilmek istemiştim. Senden yılbaşı hediyesi olarak bugün verdiğin kolyeden başka kalbinin hediyelerini de almak istemiştim. Ve sen onları verdin bana. Teşekkürler; bana verdiğin mutluluk için Tanrı’ya şükürler olsun.” </para>
<separation/>
<note num="1">* Güncel yasaya göre şiddet kullanma ve en az iki yıllık bir terk süresi boşanma başvurusu yapmak için geçerli nedenler arasındaydı. (ç.n.)</note>
</conte>
